Kayıtlar

toplum etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

KIRÇIL

  Koltuğunun altında kırçıl renkli soğuk bir mermer parçası ile eve döndü. Mezarlıklarda kimlik görevi gören cinse mensup bu taş; başına konmasa da eline çok yakışmıştı. İnsanlar şanslarını kendi gözlerine görünür kılmak için çeşitli varlıkların sembolleşmesine ihtitiyaç duyarlar. At nalı,fincanda süzülen telve,dört yapraklı yonca... Bu varlıklar talihin göstergesi kabuledilse de bu metaforsal hareket oluşum sürecinde sırtına yüklendiği nesnenin fikri alınmaz. Örneğin hayvan yemi olarak kullanılan yoncanın dört yapraklı olma sebebi dna sisteminde yaşanan mutasyodur. Bu yüzden nadir bulunur. İnsanoğlu ise mutasyona maruz kalmıiş bu nesnenin sanki derdi azmış gibi bir de şans getirmesi beklerler. İnsanlar hep beklerler. Beklemek ortaçağ sessizliğinden kalma bir avuntu eylemidir. Sokaktan aşağı sürdürdüğü inişi hayatının geneline yayılmış dokunaklı bir eylemdi. Kahramanımız hayatının en trajikomik günlerini iniş ağırlıklı psikolojik sıkkınlıklarla kurgulamıştı. Ülke standarlarına göre...

DÜŞ'İNCE

DÜŞ'ÜNCELERDEN AŞAĞIYA SARKMAK TEHLİKELİ VE YASAKTIR İki çay doldurdum. Biri  bana biri de tam karşıma. Ben çayımı içtim; karşımın çayı soğudu,döktüm.  ''Bir çay daha ?'' dedim. Kendime doldurdum, karşımın bardağının üstüne kaşığı kapattım... Sokağın başından sonuna, kısa aralıklı üç yüz adım atmıştı.Kaldırıma döşenmiş parke taşlarının bölünme çizgilerine basmamaya dikkat ediyordu. Oynak bir kaldırım taşına denk gelen ayağı, taşın altında biriken yağmur suyunu harekete geçirdi. Islanan ayağını umursamadan, hızlanan adımlarla caddeyi geçti. Önce sola, sonra sağa, sonra tekrar sola olmak üzere üç defa sahile baktı. Yosun kokusu burnunu tırmalamıştı. Baş parmağında çıkan şeytan tırnağı, elini her cebine sokuşunda kendini hatırlatıyordu. Kaldırımdaki çöplerin içinde sarhoş duran şişeye bir tekme savurdu. Şişe yuvarlandı, ters döndü; secdeye kapandı. Tekrar vurma şansı varken vazgeçti, şişenin bir günahı yoktu. Depozitosuzdu bir kere; eziyet etmesi etik olmazdı. Rahat...

SUSMAK ŞAHSİYETLİ RUHLARIN İBADETİDİR

''Okumak yolunda olduğunuz bu hikaye, alışılmışın dışında bir kurgulamayla çevrilidir. Üç farklı zaman kalıbı ve anlatıcı bulunan kurmacası ve başı sonu belli olmayan yapısı ile bu metni okurken,Semra Kaynana'nın dilimize soktuğu ''Daldan Dala'' ikilemesinin tam duruma uygun bir sıfat olduğunu düşünmeniz kuvvetle muhtemeldir. Lütfen okurluğunuzun ayarları ile oynamadan, şizofreninin omuz attığı dağınıklık içindeki hikayemizle başa çıkmaya çalışınız. Kolay gelsin.'' Gecenin en soğuk durağında gelmemesi için dualar ettiği treni bekliyordu. Her hikayenin başlangıcı bir yolculuktur, kabul. Ama her başlangıç doğuşu gereği bir bitişe mahkumdur.  ''Başlamak; bitirmenin kendisinden iki dakika sonra doğan kardeşidir...'' İncecik bir deste parmağı titreyen ellerinin arasında tuttuğunda, dünya yılların yorgunluğunu geride bırakmaya başlamıştı. Bir sevinç yükleniyordu kültürel kodlarına medeniyetin. Dilinden dökemediği tüm sırları, elleriyle ...