Kayıtlar

LİSÂN-I HÂL'İM HAKKINDA BAZI MÜLAHAZÂTI ŞAMİLDİR

Resim
Lisan-ı Hâl'im Hakkında Bazı Mülahazâ tı Şamildir. Köşebaşı, sokak ve ayna. Temasal bir muamma. Karışık yolların sinyalsiz dönüşlerinde altyapı  yetersiz. Tabelalar ters yöne dönmüş, umuda çıkan her yolun ucunda bir çıkmaz sokak. Çıkmazlar arasında sözler ağızdan çıkmaz. Kaşlar çatılır. bilekler kanar, tırnak uçları avuçları eşer. Bu yolların sürekli başlangıç noktasına çıktığı bir sokak. Aslında bütün alem bir çıkmaz sokak. Kafka'nın edebiyat için avukatlığı bıraktığı yaşta, kırık uçlu kurşun kalemim ve ben, gözler sönük ; uçlar kırık. Mantıksız kuramlara tez yazıyorum. Ki ben aklımın son kırıntısı ile martı doyurdum , kalıyorum. En son kalmam gereken yerde , dar sokaklarla kaplı şehrin son çıkmazında, demir attığım limanların ıslak lodosunda , duruyorum. Yazıyorum,durup siliyorum. Evet yazdıklarımı sildiğim çok oldu ; lakın hiç bir sildiğimi yeniden yazmıyorum. Örnekler çoğaltıyorum zihnimin ölü denizinde, Da Vinci diyorum ; MonaLisa'nın dudaklarını 12 senede ...

VARIYORUM

Biliyorsunuz, ne zaman yepyeni bir atılıma hazırlansam her seferinde yere serildim. Yine yere serilmeye gidiyorum, bunu yüreğimin en derinlerinde hissediyorum. Her şeye rağmen, her şeye karşı, bu sefer bir parça daha umutluyum. Daha cürretkâr gidiyorum korkularımın üstüne,küfürlerim daha içten, dualarım daha tutkulu.Son yaram yeni kabuk bağlamış.Kaşlarım daha olgun bir ''çatıklık'' halinde.Yumruğum daha sıkı, dişlerim kenetli.Adımlarım sabit bir tempoya teslim.Gitmek eyleminin gölgesinde,varıyorum. Her zamanki umutsuz kapının önündeki paspasa hayallerimi silmişim. Düşmeye meyilli dik merdivenlerden iniyorum. İçimdeki son umut kırıntısı ile güvercin besledim,varıyorum.  Can Yücel şiiri sertliğindeki soğuk duvarlara başımı yasladım, duruyorum. Yosun kokusunda iç çekerek menekşeye bakıyorum. Güneşin doğuşuna gidip kaybolan yıldızlara Fatiha okuyorum; ''Uçmayı bilmeden göçmeye zorlanmış bir kuş gibi, hatalı ofsayt bayrağı ile nizami golü iptal edilmiş fut...

TAM BİR KAYBEDEN İNSAN PORTRESİ

Resim
Elde yeterli umut bulunmadığı için taslaklara kaydettiği hayallerinin gölgesinde eski evinin tahta kapısını araladı. Yağmur sonrası insan telaşı kokan sokakta kediler volta atıyor, taşların arasında biriken yağmur damlaları durgun denizlerin sessizliğini taşıyordu. Ayakkabılarını bir çırpıda ayağına geçirip paçalarını üstüne yorgan misali örttü. En ufak bir rüzgarın geçişine mahal vermeyecek şekilde düzeltip doğruldu. Uzun boynunu geniş omuzlarına astığı paltosunun yakaları ile siperledi. Sabahın soğuğu aldığı her nefeste dışarı dumanlar veriyor; ayaz, ellerini derin ceplerine sokmaya mecbur bırakıyordu. Kısa bir bakışla sokağın genel hatlarını inceleyip yürümeye koyuldu. Bir kitap, birkaç kağıt parçası ve dergiyi kolunun altına tutturmuştu. Rüzgardan korunmak için hafif öne eğdiği kafasında bir şapka, onun altında ise bir çift yorgun göz vardı. Ne kadar saklamak istese de nafile; uykusuzluk çocuksu gözlerinde kendini ele veriyor, savunmayı imkansız kılıyordu. ...

MERDÜMGİRİZ

Talihini kovalarken eski bir Mısır piramitinde kaybolan ümitler, yolları paslanmış korkular salıyor etrafa. Merdüm diyorum. Genç delikanlı. Yolların müptelası, asırlık umut bekçisinin hancı olduğu dünyada, basit goller yemiş amatör lig kalecisi. Ne uzayan ne kısalan eşek kuyruğu. Olduğu yerde dönüp duran atlı karınca, dünya yuvarlak olsaydı gidenler geri gelirdi diyen mahalle arası filozofu. Merdüm diyorum; ıslak tütünlerin koyu dumanı. Merdüm diyorum; kaşları kara orta anadolu ayazı... Merdüm diyorum; son kullanma tarihi geçmiş acıların geri iadesi. Merdüm diyorum giriz. İç burkan gazellerin girizgâhı. Merdüm diyorum; giriz. Evden çıkmaya üşenenlerin hiç kullanmayacağı dünya atlası. Merdüm diyorum; utangaç delikanlı, gözleri iri ve siyah , saçları dalgalı. Merdüm diyorum; giriz. Aslında "Merdümgiriz". Farsça dil dağarcığının parçası. "Merdümgiriz; Kalabalıkları sevmeyen, insan içine çıkmaktan hoşlanmayan, insanlardan kaçan kimse. Farsça kökenli bir kelime. Insan ma...

KALDIRIM MÜHENDİSLİĞİ

Sevdiğim yardım et bana, sustuğum vakit konuştuklarımdan fazlasını anla... Kapımın önünden günlük rutin hayatıma açılan sokağa hayalini konduruyorum. Her detayını zihnime ince ince işlediğim varlığın kolaylıkla canlanıyor yüzümde. Zorlanmadan hasretle yad ediyorum her bir hücreni. Köşedeki eski binaya rengarenk çiçekli bir sarmaşık karalıyorum. Topraktan yükselip tahta duvarlara sarmış, paslı balkon demiriyle sarmaş dolaş bir ilişkiye yelken açmış dallarda, bin bir çeşit çiçek açtırıyorum. Her çiçeğin kokusu burnumu sarmalarken senin kokunu hepsine baskın kılıyorum. Yağmur sonrası sessizliği serpiyorum sokağa. Duracağın yerdeki kaldırım taşlarını teraziye alıyorum. Sırtını verdiğin duvara işlemeli tahtalar karalıyorum. Beyaz keten bir elbise karalıyorum üstüne. Omuzları açık, ince belinde kıvrılıp vücudunun her hattına sahip çıkan , sana her temasında beyazlığına aydınlıklar katılan bir elbise... Saçların kendine has , kültürel miras listemde ilk sırada bulunan kıvırcıklığı ile inc...

PAPATYAYI SEV, ŞİİRİ KORU

Resim
Birini sevmeye başlayan insanın dünyası git gide tenhalaşır... Bir insana gönül vermek, gönlündeki bahçeye almak, tutmak tüm hücrelerinden , umuda senetler imzalamak ve boş hayallere reçeteler sunmak. Birine aşık olmaktan zor olanı onu bu sevgiye ikna etmek aslında. Karşındaki kırılmış, yorulmuş, kaybetmiş ve savaş sonrası Avrupa yıkımındaki sevmeye korkan gönüle ,aşkı tekrar sokmak... Hayal kelimesine tövbe namazları kılan bir insana hayal kırıklığını unutturmak. Yaşanmışlıkların kırdığı düşlerle sıra gelen hayatımız, geçmişten ders almasa da , geçmişin yıkıkları üzerine yeni lunaparklar kurmamıza izin vermiyor. Düşlerimize saplanan şarapnel parçaları hayati noktada olduğundan çıkarıp atamıyoruz. Geçmişten hem kaçıyor hem tam hayatımızın ortasına bağlıyoruz. Zıt kutuplarız seninle, birbirimizi çeksek de tam olarak birleşemiyoruz. Sen eksisin ben artı, tek farkımız benim ruhuma atılmış bir çiziklik hasar fazlası. Hatalarımızdan ders alma işini abartıp aşka dair her duygumuzu ...

KİMDİR,KİMLERDEN DEĞİDİR

Resim
Türkiye-İzlanda maçında   89. dakika.  Tüm ülkenin kalbinin stabile ve tek kanallı akımlarla umut eksenine bağlı olduğu anda, Selçuk İnan barajın üzerinden, kalecinin uzanamayacağı o küçük ama ölümcül noktayı  gördünde  memleketçe nasıl umuda boğulduysak , senin sesini duyduğum zaman da aynı oranda mutluluk hormonu salgılıyorum... Güzellik kavramının görecelilik pramidinde  basamak basamak ölçüldü günümüz dünyasında ,  sana '' dünya güzeli'' deme sebebim kesinlikle fiziksel değildi. Zaten sevgili dediğin güzelliğiyle seni kendine aşık eden değil; sana kendin olabilme şansını veren kişi değil miydi ?  Sevmek insanın masrafsız ve plansız olarak gerçekleştirebileceği eylemlerin en naifi. Hayat ''sevelim sevilelim , bu dünya kimseye kalmaz'' yönergesi uyarınca yaşanırsa güzel. Fiziksel donanımın üstüne yapılan ekleme ve rütuşlarla kusursuzlaşan yüzler yerine henüz imara açılmamış Büyükşehir orman arazileri kadar nadir ve temiz kalplerde uza...